Uygulama sınıfı, bir çelik yapının nasıl imal edileceğini belirleyen en temel karardır. Yanlış belirlenmesi hem maliyeti hem de kabul sürecini doğrudan etkiler.
EN 1090-2, yapısal çelik imalatını dört uygulama sınıfına ayırır: EXC1'den EXC4'e doğru istenen denetim, kaynak muayenesi ve izlenebilirlik seviyesi artar. Sınıf yükseldikçe imalat maliyeti de artar; bu yüzden sınıfın gereğinden yüksek ya da düşük seçilmesi iki yönlü bir risktir.
Uygulama sınıfı nasıl belirlenir?
Sınıf tek bir kritere göre değil, üç girdinin birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir: yapının sonuç sınıfı (göçme hâlinde ortaya çıkacak zararın büyüklüğü), servis kategorisi (yapının statik mi yoksa yorulma yaratan dinamik yüklere mi maruz kaldığı) ve üretim kategorisi (kaynaklı imalatın karmaşıklığı, malzeme dayanım sınıfı).
Bu üç girdi bir arada değerlendirildiğinde uygulama sınıfı ortaya çıkar. Karar, imalatçının değil projeyi tasarlayan mühendisin sorumluluğundadır ve proje dosyasında yazılı olmalıdır.
Pratikte hangi yapı hangi sınıfta?
Endüstriyel yapıların büyük bölümü EXC2 kapsamındadır: fabrika binaları, depolar, hangarlar ve tipik çatı konstrüksiyonları bu sınıfta değerlendirilir.
Vinç yükü taşıyan yapılar, haddehane binaları, köprüler ve yorulmaya maruz kalan konstrüksiyonlar ise genellikle EXC3 kapsamındadır. EXC4, nükleer tesis gibi göçmesi çok yüksek sonuç doğuracak özel yapılar için ayrılmıştır. EXC1 ise yalnızca sonuç sınıfı düşük, basit yapılarda kullanılır.
Sınıf değişince ne değişir?
Uygulama sınıfı; kaynak prosedürü onay gereksinimini, tahribatsız muayene oranını, malzeme izlenebilirliğini, boyutsal tolerans sınırlarını ve imalat dokümantasyonunun kapsamını doğrudan belirler.
Örneğin EXC2'de alın kaynaklarında belirli bir oranda muayene yeterliyken, EXC3'te bu oran belirgin şekilde yükselir. Bu da hem süreyi hem maliyeti etkiler.
Bu nedenle uygulama sınıfının teklif aşamasında netleştirilmesi gerekir. Sonradan yapılan sınıf değişiklikleri, imalat başladıysa telafisi pahalı sonuçlar doğurur.
